Pazar, Temmuz 31, 2011

Cigi'den inciler...



Gece yatınca yüzünü yüzüme yanaştırdı ve elini uzatıp başıma pat pat yaptı. "Niye yaptın oğlum bunu?" diye sordum:
- Sen uslu bir annesin, dedi.

Hayatımın iltifatını aldım sanırım dün gece...

Pazartesi, Temmuz 11, 2011

Hafta Sonu aktiviteleri...

Hafta sonumuz gerçekten dolu dolu ve süper geçti. Cumartesi sabahtan A.abla ile birlikte Şile’ye, halamların yazlığına gittik. Çocukların kocaman şişme havuzunu da üşenmedim aldım. Bahçeye koyup kuyu suyu ile doldurdıuk, biraz da sıcak su ekledik, hem öğleden önce, hem de akşamüstü deli gibi oynadılar, suları sıçrattılar, hoplayıp zıpladılar.

Halam her zamanki gibi şahane şeyler hazırlamıştı. Gidince kahvaltı yaptık önce. Köy domatesi, arka bahçeden eniştemin bizzat topladığı (çocuklar bayıldılar domateslere, biberlere ve küçük karpuzlara) salatalıklarla karnımızı doyurduk. Sonra sohbet, muhabbet derken oğlan verandadaki salıncakta uyuyakaldı. Halamın yaptığı gümüş tel kırma örtülere baktık, yazlık incecik yelekler, bluzlar örmüş, onlara bakıp iç geçirdik bir güzel. O kadar becerikli ki halam, yapamadığı hiç bir şey yok, halı, kilim dokuma kurslarına bile katılıp halı örmüştür. Şimdi hasır bilezik yapmak için kursa yazılmış, hani şu Trabzon işi olanlardan, dedim ki hala başlayınca bana gümüşten bir takım yap, malzemelerini ben alacağım. Şimdiden sipariş verdim yani.
Öğleden sonra çocuklar tekrar havuza girdiler, biz de yemek yedik, çay, kahve içtik, akşam 7 gibi çıktık. Trafik de yoktu (Cumartesi olduğu için sanırım) 1 saatte eve geldik.

Gece havuz başında Yaza merhaba partisi vardı, gitsek mi diye düşündük ama piyanist + dansöz ikilisi ile çok da bize uygun değildi, zaten müziğin sesi bizim balkondan bile duyuluyorsa (ki evimiz bulunduğu bölümden en uzak noktada) kim bilir orada nasıldır diye gitmedik. Zaten çok geç saate kadar sürmüş sanırım ve gürültü fazla olunca birileri şikayet etmiş, sabah polis gelmiş havuzdaki işletmeye. Ben de olsam şikayet ederdim, geceyarısından sonra bangır bangır müzik olur mu? Hem de havuzun hemen yanında evler varken, ayrıca neden müziğin sesi sonuna kadar açılır anlamıyorum, herkesin duyabileceği kadar olunca eğlenilmiyor mu acaba? İçki ve yüksek müzikle serseme dönüp eğlenmek daha kolay galiba.

Dün sabah ise epey zorlandım kalkarken, iyice yorulmuşum demek ki. Abimle N. Kahvaltıya gelecekti, kalkıp ortalığı topladım biraz, daha doğrusu oyuncakları salondan alıp odaya attım. Annem bana kızıyor evde çok oyuncak var diye ama 2 tane küçük çocukla ne olması gerekiyor anlamıyorum, uslu uslu oturu TV mi izleyecekler? Ki onu da özellikle yazın istemediğim kadar çok yapıyorlar ya.

Abimler geldiğinde kaşarlı, sucuklu omlat pişmiş, peynir, zeytin, reçel ve bal, salatalık+ domates ikilisi (ki onlarsız kahvaltı olmaz bence) masada yerlerini almıştı. Abimler de fırından harika köy ekmeği almışlar, uzun bir sohbet eşliğinde yaptık kahvaltımızı. Bol bol çay içtim, gazete keyfi yaptık (hafta sonları 3 gazete alıyorum, Hürriyet-alışkanlık diyelim, küçüklüğümden beri eve alınır, özellikle eklerini severim- Sözcü ve Habertürk – ki bu da Calliou CD’leri verdiğinden tercih nedenimiz-).

Dolphin abimleri götürdü, bir arkadaşlarının oğlunun sünnet düğünü varmış, oraya gittiler. Ben de mercimek orbası yaptım (biz yaz kış çorbasız duramayız), pişince dördümüz de yedik birer tabak, artık 4 kişi yiyoruz, tencerenin yarısı bitti bile bir öğünde:)

Sonra oğluş uyudu, ben de Gigi’yi alıp havuza gittim, saat 3 olmasına rağmen çoook sıcaktı. Havuz kenarında büyük şemsiyeler vardı, hepsi de doluydu, Gigi’nin arkadaşı İmge ve annesini gördük, yanlarındaki şezlonda konuşlandık, Gigi hemen İmge ile havuza daldı, ben de epeyce yüzüp keyif yaptım, sonra da bacaklarıma kakao yağını sürüp bir anda bronz! olmayı beklemeye başladım. Tabii bu çabam boşuna oldu, sadece kızardılar. Neyse ki bu sene yüzümü, kollarımı ve boyun bölgemi güneşten uzak tutuyorum, sadece güneşin faydalı etkisini kemiklerim alsın yeter.

İmge’nin annesi ile çay içtik, sohbet ettik, sonra A. Abla geldi, biraz oturduk beraber, oğlan uyanmış, babası arayınca çıktık havuzdan. Gigi orada patates kızartması yemek istedi, üç beş tane patatese 4 lira verince içime oturdu, ben o 4 liraya 5 kilo patates alırım yahu! Şu fiyatları abartmasalar herkes daha çok yiyip içecek hal bu ki.

Eve gelirken Gigi anne ne zamandır Ümraniye carrefour’a gitmiyoruz, dedi, ben de hadi gidelim dedim. Oğlan ve babasını da kandırıp çıktık yola, aslında yorgundum ama kıramadım kızımı. Önce Sultanahmet Köftecisinde yemek yedik, sonra oyun bölümünde istedikleri gibi eğlendiler, çıkışta dışarıya kurulan trambolinde de hopladı Gigi, vee eve döndük.... demek isterdim ama Yasi’lere gittik.

Buz gibi biralar ve kuruyemiş + meyve eşliğinde sohbet ettik bir iki saat, eve geldiğimizde kız çoktan arabada uyumuş, oğlan da ayakta sallanır durumdaydı. Ben de çok yorulmuşum, hemen yatıp uyuduk tabii.

Bu hafta sonu çocuklara en az 10 gün yeter, ben bu tempoya her zaman dayanamam zaten, bugün işe gelirken serviste baygın haldeydim