Geçen akşam evde 3 tane laptop vardı. Ben birini almışım kucağıma, diğeri Dolphin'de, üçüncüsü de Gigi'de, oyun oynuyor:) İnternet kafe gibi görünüyordu salonumuz. Bilgisayarcı koca olunca böyle oluyor işte. Bu arada, evdeki laptopun sesini koca bozunca başının etini yedim bana başka getir diye, o da getirdi 1-2 ay önce, şimdi elletmiyorum bile, bana gıcık oluyor iyi mi? Ama o benimmm.
Dün akşam ikimiz de laptoplarla birer koltuktayız, facebook paylaşımları yapıp birbirimize söylüyoruz şuna baksana, buna baksana diye. Allahım! bu hale geldik ya, devamında sadece mailleşip chat yapacağız diye korkuyorum:
Benim msn: Hadi yemek hazır
Onun msn: tamam tamam geliyorum
ben: e hadi, yemeğin soğudu!
O: bağırma be!
şeklinde yazışacağız galiba.
Cuma günü Arife'ye izin verdim, kardeşi İzmir'den gelecekti, o günü onunla geçirmek istedi. Annemle babam geldi çocuklara bakmak için. Cigi öyle özlemiş ki Arife'yi, Cumartesi akşamı kendi kendine şunu söylediğini duydum: "OOOf, Arife'mi bir daha asla göremiycem..." Hem de öyle içli içli söyleniyor ki, duyunca kulaklarıma inanamadım.
Cumartesi sabahı annemlerle kahvaltı yapıp Cigi'nin deyimiyle Üvvaniye Karfur'a gittik hep beraber. Oyun yerine giderken annem Polaris'i gördü, ben şuraya gireyim sizi bulurum dedi. Biz de önce yemek yiyelim deyip Burger King'te takıldık. Baktım annemin geleceği yok, arıyayım dedim. Babama dedim ki baba orada LCW var, sence annem nerdedir? Aradım ve anne nerdesin dedim, LCW 'deyim dedi. Bıraksan akşama kadar takılır orada. Fahri müşteri ödülü verecekler yakında anneme.
Oyun yerine girdik, çocuklar jetonları (ve benim paralarımı) bitirirken biz babamla bekledik. Çıkışta eve acil dönmemiz gerektiği için anneme siz bekleyin, ben sana bir dürüm alayım dedim. Cigi arkamdan "annem de hep beni bırakıyor" diye sızlanıyormuş. Güzel bir gün oldu, annem ve babam uzun süredir birlikte kalmamışlardı bizde, kendimi çok iyi hissettim onlarla birlikteyken, canlarım benim. Her zaman gelin bize.
Akşam Ö.ablam ve enişte geldiler. Berfuş'u arkadaşına bırakmışlar, yemek yedik, sohbet ettik. Ben sonra alerji hapını aldım ve sonsuzluğa doğru kaydım sanırım çünkü koltuğa yatmışım, biri üzerime yorgan örtmüş, yatağa gitmişim, hiç hatırlamıyorum. Ö.ablalar bizde kalmış, sabah kız uyanınca beraber kahvaltı yapmışlar, oğlum ve ben 10'a kadar uymuşuz. Sanırım yıllar sonra ilk kez Pazar günü 10'da kalktım, ne mutluluk.
Ablamlar gidince tekrar dışarı çıktık. Hava şahaneydi, Koçtaş'ta trafik halısı vardı, alalım dedik. Cigi'nin onlarca küçük arabası var, üzerinde oynar diye düşünmüştüm. Ama halı 4 metre eninde ve bize çok fazla geliyordu. Birini daha bulursam 4 *2 metre alıp ikiye kestireceğim, böylece paylaşırız diyorum.

Çıkınca çay bahçesine gittik, çocuklar parkta oynadı, sonra da Pendik'te Neomarin AVM içindeki Safari park'a gittik. Gigi oradaki oyuncakları çok beğenmişti, Dolphin'in de paralarını bitirip eve döndük.
Amma gezmeye meraklı aileyiz yahu. 2 çocuk filan engel olmuyor bize, evden bir çıktık mı dönmek bilmiyoruz. Çocuklar da bize benzemiş, Gigi akşam olduğunda nolur eve gitmeyelim, başka bir yere gidelim diye yalvarıyordu.