Cumartesi, Ocak 29, 2011

Disney Mickey Müzik Festivali...

Bugün harika bir gösteri izledik. Hürriyet Çocuk Kulübü sayesinde bedava hem de. Geçen hafta davetiye için başvurmuştum Gigi adına, daha fazlası aklıma gelmedi aslında. Meğer hemen hemen her başvuru yapana çıkmış. İş yerinden bir arkadaş 3 kişi adına başvurmuş, 6 kişi gittiler.



Biz annem ve babamla gittik. Sağolsunlar beni götürdüler bugün. Davetiyemizi almak için sıraya girdik, Cigi benim kucağımda izleyecek dedim, ama genç görevli olmaz dedi. Neredeyse giremiyorduk:( Kaç kişisiniz deyince 3 dedim, keşke 5 deseydim, annemle babam da girerdi. Mutlaka gelmeyen olmuştur aslında. Onlar arabada oturup çay içerek gazete okudular.



Bu kez Mickey, Mini, Goofy ve Donald müzikal gösteri yaptılar, sürüyle dansçı, şahane kostümler ve müziklerle yerimizde duramadık. Türkçe seslendirme yapılmıştı. Önce Alaaddin ve Yasemin lamba cini ile birlikte gösteri yaptılar. Uçan halı bile içindeki dansçı sayesinde canlanmıştı:)



Woody, Leslie ve Buzz geldi. Harika kovboy dansları eşliğinde akrobatik gösteriler, danslar yaptılar. Muhteşem şarkılar söylediler.Cigi buraya bayıldı. Woody hastası çünkü.



En sevdiğimi sona sakladım. Ah o Ariel ve denizkızları! Denizkızları yengeç Sebastian ile birlikte Beyonce / Single Ladies eşliğinde öyle bir dans ettiler ki, ağzım açık kaldı.



Ariel'in Ursula ile pazarlığı, sesini kaybetmesi, Prens Eric ile tanışması ve öpüşerek sesini kazanıp insan olması harikaydı. Kıyafetleri anlatamam, o kadar muhteşem, pırıltılı ve ihtişamlıydı ki. Dekorlar, dev ekrandaki sahnelerin tamamlayıcılığı, seçilen şarkılar ve danslar tabii ki. Tekrar bilet alıp gidesim var, o derece yani. Son söz: Adamlar yapmış!

Cuma, Ocak 28, 2011

Kafam Karıştı?

Dün kızlarla konuşurken Issız Adam'da Ada'nın aslında evlenmediğini ve çocuğunun da Alper'den olduğunu söylediler. Ben bu filmi 2 kez izledim de bunu anlamadım mı yani:))) Bir bilen varsa deyiversin hele, gerçekten Ada İngiltere'de evli değil miydi?

Salı, Ocak 25, 2011

Gigi'den İnciler...

-Anne, beni bebek gibi sevme!
-Ama sen benim bebeğimsin:) Anneler için çocukları hiç büyümez. Mesela benim annem de beni çocuk gibi görür.
-Peki babamın annesi?
-Tabii, babaannen de babanı hala çocukmuş gibi görür.
-Anladım. Galiba sadece anneler ölünce çocuklar artık çocuk olmaz değil mi?

Tıkandım kaldım...

Cumartesi, Ocak 22, 2011

İyi ki doğdun GİGİ!

Bir doğumgünü daha geçti. 6. geleneksel Gigi doğumgünü şenliklerini hep beraber kutladık yine. Çocuklar dahil 30 kişi evimize sığdık, yedik, içtik, güldük, sohbet ettik.

Sırayla anlatmam lazım. Bu şahane pastayı internetteki indirim kuponları dağıtım furyasından kaptığım uygun bir fiyatla aldım. Çok beğendik. Kayra pastayı görünce "cemep yenge (hadi ismimi bilin bakalım:) bu kutuyu mu yicez?" diye sordu. Pastamızı yapan arkadaspastacicek.com çalışanlarına çok teşekkürler. Ayrıca alıp getiren Tubiş'e de öpücükler tekrar. İçi çikolata parçalı, taptaze, şahane bir pastaydı. Ayrıca 15 kişilik olmasına rağmen neredeyse 30 kişi yedi.



Doğumgünü kızı, kardeşi ve bilimum kuzenler, arkadaşlar pastayı üflerken.



Gururlu anne baba:) çocuklarıyla...



Mutlu aile tablosu diye buna derim ben. Tabii tam kızımızı alıp poz vermişken oğlumuzun koşarak "anneaea, niye beni çağırmadııın?" diye ağlamasını saymazsak:) Kötü anne olarak oğluşumu çağırmayı unuttuğumu itiraf ediyorum.



Gigi'ye doğumgünü hediyesi olarak aldığım Hannah Montana Saç Boyama seti ile şahaneler yarattık. Pembeler, yeşiller, maviler saçlardaydı tüm gün boyunca. Kız erkek, anne baba ayırmadan boyadık saçları.



Tüm fotoğrafları hiç üşenmeden çeken tatlı anneye ve güzel kızına da öpücüklerimi gönderiyorum buradan. Daha çok görüşelim diyorum (İstanbul'un bir ucunda siz, diğerinde biz otursak da bunu başarabiliriz bence).

Çarşamba, Ocak 19, 2011

Eyvah Eyvah...



“Bir filmin eğlenceli olup olmadığına seyirciler, iyi olup olmadığına eleştirmenler, sanat olup olmadığına ise gelecek kuşaklar karar verir..." demiş Robert De Niro.

Herhalde bu sözü söylemeye hakkı olan birkaç kişiden biridir değil mi?

Yıllar sonra Eyvah Eyvah 2 filmine giderek sinema zevkimizi yeniden canlandırdık Dolphin ile geçen Cuma akşamı. İş çıkışı buluşup gittik, Arife sağolsun çocuklarla evde kaldı. Öyle özlemişim ki sinemaya gitmeyi, anlatamam.

Birinci filmi ben TV’de izlemiştim, Dolphin hiç seyretmedi. Ona bir özet geçtim önce, ben de hatırladım bu arada. Aslında Ata Demirer benim güldüğüm bir mizahçı değil, ama ben filmleri beğendim. Sıkmayan, ara ara gerçekten güldüren, hafif ve sevimli komedi filmleri olmuş bence.

İkinci filmde karakterleri tanıdığım için esprilerin daha çok olmasını beklerdim, bazen gereksiz yere uzatılmıştı sahneler. Ben Hüseyin’in dedesine hiç gülemedim mesela. Hüseyin ve Firuzan’ın diyalogları, mimikler ve Müjgan’lı sahneleri beğendim. Bir de kaçırılma, takip etme sahnesi güzeldi. Hüseyin’in teknede Müjgan’a adamla ne konuştun bakayım? diye sorduğu sahneye çok güldüm. Bir de keşke Firuzan bu kadar dişlek olmasaydı keşke. Üçüncü film olmayacağına sevindim, gerçekten bıktırırdı o zaman.