Salı, Eylül 21, 2010

Tatil günleri...

Bu hafta evdeyim. Ama şirketteki bilgisayara bağlanıp e-mailleri ve bazı siparişleri takip ediyorum yine. Acaba bunun için mesai ücreti mi istesem:)

Gigi sabahları zor uyanıyor. Okulundan memnunum ama sabah gitmesini hiç anlayamıyorum. Bize öğleci olacak demişlerdi, 3 sınıfı da sabahtan başlatmışlar. Herhalde tüm anneler çalışmıyordur, veya bakıcı vardır. Keşke bir sınıfı öğleden sonra yapsalardı.

Sabah 7.30'da uyanması gerekiyor, 2 gündür akşam da erken yatmıyor, 10 - 11 oluyor uyuması. Ya kardeşiyle oynamaya dalıyor veya babası gelince onunla konuşuyor. Bugün bana anne keşke seni dinleyip dün akşam erken yatsaydım dedi.

Sanki birden büyüdü. Sabah uyandırıyorum, hemen bir yumurta yiyor, sonra 8.10 da servise biniyor. Giyinip çıkana kadar kendine gelemiyor. Ben sabahları rahatça uyur, kahvaltısını yapar, öğlen yemeğini de yedikten sonra gider diye düşünüyordum. Napalım, böyle alışacak artık.

Dün akşam üstü sitede dolaşmaya çıktık. Diğer çocukların bakıcıları ve anneleri ile tanıştım. Tümü Arife'yi tanıyor tabii, ben yeni bakıcıyım diyorum:)

Neredeyse tüm çocuklar okula gidiyor. Evde bakıcı varken 2.5 -3 yaşında çocukların yuvaya gitmesine (hem da sabahtan akşama kadar) anlam veremiyorum. Çok şey öğreniyor ama diyorlar, 2.5 yaşındaki çocuk ne öğrenecek Allahaşkına, fizik kuralları mı, kimya mı, matematik mi? Bırakın çocuk doya doya uyusun, oynasın, hiç bir şey yapmasın yahu. Farkında değiliz ama evde de bir çok şey öğreniyorlar.

Arife bizimle kaldığı sürece oğlumu da anasınıfından önce göndermeyeceğim okula. 20 yıllık öğretmen yengemden de aynı öğüdü almıştım, sakın erken başlatma, çocuk okuldan bıkmasın demişti bana.

Bugün Gigi biraz hüzünlenmiş, anne seni çok özledim dedi bana. Yemekte sadece ekmek yemiş, ayrıca okulda tuvalete de gitmiyor. Yarın çıkıştan önce gidip öğretmeni ile konuşmak istiyorum.

Beklediğimden daha kolay alışacak sanırım. Gitmem filan demiyor, sadece uykulu oluyor. Daha erken yatırabilirsem bu sorunu da çözeceğim. Sabah 7'de kaldıracağım, 1 saatte hem kahvaltı yapar, hem biraz konuşuruz, hazırlarım okula.

Oğluş uyandı, ablasını görünce gözleri parladı şimdi.

Pazartesi, Eylül 20, 2010

Düğün Dernek...

Cumartesi akşamı bir akrabamızın kızının düğününe gittik. Arife olmadığı için çocukları da götürmek zorunda kaldım. Gigi'yi zaten götürürdüm ama oğlanı bırakırdım Arife olsaydı.

Düğün Boğaz'da, büyük bir otelin çok şık bir restoranındaydı, hemen denizin kıyısında, pisti, masaları, düzenlemesi ve bahçesi ile harikaydı. Ben klasik düğün üniformamı giydim. (2,5 yıl önce doğumdan sonra aldığım, renkli şifon bir bluz, ki belindeki büzgüleri sayesinde artı 10 kilo veya eksi 10 kilo olarak giyildiğinde normal bluz/dökümlü bluz havası veriyor). Altına da krem rengi pantolon. Aslında saten bir elbisem vardı (üniforma 2) ama oğlanla elbiseyi aynı anda zapt edemeyeceğim için düşünmedim bile.

Saçımı kendim yaptım, havalı bir topuz demek istesem de sadece köpük ve vigo ile kurutarak hacimli! dalgalar yarattım. Makyajım da çok başarılıydı, kız ve oğlanla banyoda anne bu ne, anne o ne, bırak kızım rimel o, oğlum allığı elleme, sen ruj süremezsiiien diyerek tamamladım.

Dolphinse eve geldi, tam beş dakikada giyindi ve gecenin en şık erkeği olarak iltifatları topladı:)

Eltimgilleri de aldık ve mekana gittik. Nikahı kaçırdık ama iyi de oldu, çocuklar nikah ve yemek boyunca çok sıkılacaklardı yoksa. Gittiğimizde ordövr (nasıl yazılıyordu ya?) servisi yapılmıştı. Somon balığı ve susamlı çubuk krakere sarılmış pastırmayı bildim ama diğeri biraz acayip geldi, yiyemedim. Ardından Çin böreği geldi, tabağın ortasına koydukları sos tabağındaki soya sosu ile çok lezzetliydi demek isterdim ama tadı kötüydü. Ben halis mulis Edirne peyniri ve maydanoz ile kızartılmış çıtır çıtır sigara böreğini tercih ederdim doğrusu.

Sonra ana yemek geldi dostlar. Yaban mantarına sarılmış biftek (valla menüde öyle yazıyordu) ve yanında yuvarlaklara kesilmiş, kabuğu ile fırında pişirilmiş hamur gibi bir patates ile. Et güzeldi, mantarları ayıkladım ama.

Neden bir düğünde de kurufasülye pilav vermezler ki? Şöyle bol çoban salata ile doyardık bir güzel. Ya da et sote ve pilav mesela? Akşama yapsam mı ki?

Tabii mekan sosyetik, gelenler de (özellikle damat tarafı ve gelinle damadın arkadaşları) acayip şık olunca gözüm hep etraftaydı. Herkes çok şıktı gerçekten. Biz kız tarafıydık, gelinimiz çok güzeldi, gelinliğe bayıldım. Damadın annesi de çok güzel bir elbise giymişti, masamıza gelip hoşgeldiniz dediler. Yanlış anlaşılmasın, düğün sahipleri çok iyilerdi, herkes çok nazik ve canayakındı. Ben mekan ve genel olarak bu tip düğün organizasyonlarını biraz abartılı bulduğumdan tatlı tatlı eleştiriyorum işte. Yokse çok şahane ağırlandık, sözüm yok bu konuda.

Yemek bitene dek 3 kişilik orkestra güzel müzikler çaldı, yemekten sonra pop şarkılarla gelin, damat ve arkadaşları piste çıktı (CD hazırlamışlar, bir kopya almam lazım). Bir süre sonra Bahriye Çiftetellisi çalmaya başlayınca kravatlar başa, elbiseler yukarı toplandı:) İşte nihayet Türk düğünü başlıyordu:)

Ne yaparsak yapalım, çiftetelliye dayanacak kimse olamaz ülkemizde. Peşinden halay çekildi, herkes saçı başı dağıttı:) Biz zaten en başından o havada olduğumuzdan (görümcem, eltim ve ben) pistte göbek atmaya devam ettik:) Damat oyunu oynadık.

Gecenin yıldızları bence görümcemin kızı Berfuş ve Gigi idi. İkisi de deli gibi oynadılar, dans ettiler, hoplayıp zıpladılar (Gigi ertesi gün bana anne bacağımın arkası ağrıyor diyordu).

Bir düğün de böylece bitti. Şimdi bir kaç ay sonra teyzemin oğlunun düğününü bekleyeceğiz.

Pazar, Eylül 19, 2010

Gigi Okula Başlıyor...



14 Eylül 2010, Gigi okula başladı. haftalardır yaptığımız araştırmalar, kavgalar:) okul gezileri sonunda hayal bile edemeyeceğim şekilde en çok istediğimiz okula kaydettirdik. Okul öncesi için Salı günü gittik, bahçede töreni beklerken, müdür yardımcısı konuşma yaparken, İstiklal marşı okunurken ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Öğretmeni bu sene yeni gelmiş, çıtı pıtı, çok sevimli ve şık bir kadın. Gigi bayıldı,öğretmenine hemen o gün bir resim yapmış. C Sınıfında bizimki, çocukları içeri aldıklarında biz de anne babalar olarak kısa bir tanıtım ve bilgilendirme için koridordaki sandalyelere oturduk.

İyi ki oturmuşuz, önce okul ücreti ve (isteğe bağlı) klüp çalışması için bir kağıt verdiler, okul ücreti 600 TL (yıllık) ve klüp çalışması 1000 TL (yıllık). Anam bu ne? demeye kalmadan yemek listesi ve ücreti 900 TL (yıllık) geldi. Tam hazmetmeye çalışırken servis ücretleri henüz belli değil ama aşağı yukarı 3000 TL (yıllık) demezler mi? Nedense oturduğumuz sandalyeden kalkamadık:)

Çocuğumuzun bu okulda okumasını çok istiyoruz tabii ama kayıt parası da dahil yaklaşık 6000 TL ödeyeceğiz yıl boyunca, bunu anladık. Tabii kocaman bir kırtasiye listesi hariç. Daha onu alamadık bile.

Neyse, seneye bu ücretlerin çoğu olmayacak nasılsa deyip züğürt tesellisini de yaparak okuldan ayrıldık. Boğazımızdaki yumru Gigi'nin ilk okul gününün güzelliği miydi, gözümüzün önünde uçuşan paralar mıydı bilemiyorum tabii:)

Bu hafta ben evdeyim. Arife Amasya'ya gitti bir düğün için, ben de izin aldım. Kızımı okula gönderip oğlumla ve evle zaman geçireceğim. Öğleden sonraları da çocukları alıp gezeceğim bol bol.