-Anne, satırlar değil de satır araları önemlidir değil mi?
-??? Sen bunun ne demek olduğunu biliyor musun kızım?
-Hayır bilmiyorum ama televizyondan öğrendim. Ne demek anne?
-Büyüyünce ne öğreneceksin kızım? Bırak o da sonraya kalsın...
demedim tabii. Anlayacağı şekilde anlatmaya çalıştım. Nasıl anlattın derseniz, anlatamam:)
Hayatın anlamını 20'de buldum, 26'da yaşamaya başladım, 34'te karşılaştığım mucizeyle tüm bildiklerim bir anda değişti. 37'deki mucizeyle de galiba aileyi tamamladık.
Çarşamba, Haziran 16, 2010
Pazartesi, Haziran 14, 2010
İŞTE HAYATIM / NEDİM ŞENER

Biyografi okumayı çok seviyorum. Hem o kişinin hayatını, başarılarını, geçirdiği olumlu/olumsuz dönemleri öğreniyorum, hem de yaşadığı yıllar boyunca ülkenin/dünyanın tarihini okumuş oluyorum aynı zamanda. Ben Milli Eğitim Bakanı olsam liselerde tarih derslerinde Biyografi okuma ödevleri verirdim.
Uğur Dündar iyi bir televizyoncu bence. Kendini fazla övse de egosu çok yüksek diye de düşünsem (kim bilir, onun yaşadıklarını yaşasam ben de öyle olurdum belki) ve bazı kişilik/inanç yönleriyle kendisini çok onaylamasam da severim televizyonculuğunu.
Hayatını doğduğu 1943 yılından itibaren belgesel tadında anlatmış Nedim Şener. Sık sık Uğur Dündar'ın da kendi ağzıyla anlattığı olaylar, ailesi, iş ve özel yaşamı var kitapta. Ayrıca Türkiye'deki siyasi ve kültürel değişimleri, TRT'nin başlangıcını ve özel televizyonların hikayesini de anlatmış 456 sayfa boyunca.
Uğur Dündar kendisi ve ailesinin, arkadaşlarının, röportaj yaptığı kişilerin fotoğraflarını da paylaşmış.
Her zamanki gibi, tavsiye ediyorum, okuyunuz.
Cuma, Haziran 11, 2010
Güzel Anne Bluzları...
Anne Bluzu

Aslında sayfanın ismi Anne Bluzu olmuş ama bence Güzel Anne Bluzu daha güzel bir isim. Ne de olsa ben güzel bir anneyim:) Sayfanın sahibi de öyle. Abla kardeş olarak henüz tanışmadığım ama çok sevdiğim Burcu ve Asortik Krep'im her zaman okuduğum kişiler.

Asortik Krep'le buradan Fethiye'ye uzanan görünmez bir ip var sanki aramda, benim ilk yazıma yorum yazan, yıllardır hayranlıkla sayfasını okuduğum, börtü böceğin resmini çekme sevdasından (!) hiç vaz geçmeyen Asortik krep benim blog kahramanım. Görüşüp tanışmak kısmet olamasa da tatlı sesini duyup telefonda bir kaç kez sohbet etme şansına kavuşan naçizane kişilerden biri de benim. Bir gün hiç beklemediği bir anda maaile karşısına pat diye çıkabilmek ve bil bakalım ben kimim demek en büyük hayalim:)

Satış sayfasını Burcu açtı, yıllardır bana Çanakkale'yi güzel resimleriyle anlatan, oradaki hayatı, oğlu ve ailesi ile birlikte kitaplarıyla, günlük hayatıyla arkadaşım olan Burcu'yu bu konuda destekliyorum. Alacağınız bluzların kalitesinden eminim, ısrarla genç kız bluzları da istiyorum kendim için (ha hayt, gencim evet).
Tekrar başarılar dilerim, ennnn kısa zamanda görüşmek ümidiyle.
Anne Bluzu
Aslında sayfanın ismi Anne Bluzu olmuş ama bence Güzel Anne Bluzu daha güzel bir isim. Ne de olsa ben güzel bir anneyim:) Sayfanın sahibi de öyle. Abla kardeş olarak henüz tanışmadığım ama çok sevdiğim Burcu ve Asortik Krep'im her zaman okuduğum kişiler.
Asortik Krep'le buradan Fethiye'ye uzanan görünmez bir ip var sanki aramda, benim ilk yazıma yorum yazan, yıllardır hayranlıkla sayfasını okuduğum, börtü böceğin resmini çekme sevdasından (!) hiç vaz geçmeyen Asortik krep benim blog kahramanım. Görüşüp tanışmak kısmet olamasa da tatlı sesini duyup telefonda bir kaç kez sohbet etme şansına kavuşan naçizane kişilerden biri de benim. Bir gün hiç beklemediği bir anda maaile karşısına pat diye çıkabilmek ve bil bakalım ben kimim demek en büyük hayalim:)
Satış sayfasını Burcu açtı, yıllardır bana Çanakkale'yi güzel resimleriyle anlatan, oradaki hayatı, oğlu ve ailesi ile birlikte kitaplarıyla, günlük hayatıyla arkadaşım olan Burcu'yu bu konuda destekliyorum. Alacağınız bluzların kalitesinden eminim, ısrarla genç kız bluzları da istiyorum kendim için (ha hayt, gencim evet).
Tekrar başarılar dilerim, ennnn kısa zamanda görüşmek ümidiyle.
Anne Bluzu
Perşembe, Haziran 03, 2010
Yaz geldi dersem inanma...

Benim için yazın gelmesi ne çorapların artık giyilmemesi, ne gazetelerdeki çarşaf çarşaf tatil reklamları ve ne de parmak arası terliklerin vitrinlere çıkmasıdır. Benim için yaz, beyaz pantolonu görmek demektir.
Nereye kafamı çevirsem beyaz pantolon görüyorum. Bence mağazalar satmadan önce belli testler uygulamalılar bu konuda. Örneğin vücut ölçüleri, bacak boyu ve kilo kontrolü yapılmalı. Sonra içine ne giyilecek, bir şey giyilecek mi, üzerine giyilecek thsirt veya gömlek hangi uzunlukta olmalı, bir boy aynasında çeşitli seçeneklere bakılarak diğer alışveriş yapanlardan oluşturulacak jüri beyaz pantolonu o kişinin alıp alamayacağına karar vermeli.
Diğer yandan kilolu olup beyaz pantolonu çok yakıştıran da vardır mutlaka ama ben daha göremedim. Bir insan neden kendini inatla çirkinleştirir anlamıyorum. Beyaz pantolon gerçekten çok iddialı bir kıyafet değil oysa, biraz özen, biraz dikkat gerektiriyor giyilirken. Maalesef bizde bu özellikler yok. Ben beyaz pantolonu giyen birinin iç çamaşırının rengini (mor yahu), şeklini ve yarattığı çirkin görüntüyü gördüğümde utanıyorum onun adına. İnanın, erkekler de bu görüntüyü beğenmiyorlar.
Zaten bu şekilde giyinenlerin güzel olmak, seksi olmak gibi bir takıntıları da yok bence. Tek sebep özensizlik, umursamamazlık diye düşünüyorum. Harcadıkları paraya, emeğe yazık oysa.
Aynı şey tayt için de geçerli ama o ayrı bir post konusu olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)