Çarşamba, Şubat 24, 2010

Benim güzel annem...

 
Posted by Picasa


Hani bir şarkı var ya? Benim annem, güzel annem, beni al kollarına, kucağında okşa beni, ninniler söyle bana (müziğini de bulsaydım buraya koyacaktım aslında). Bu şarkıyı kızıma küçükken söylediğimde ağlamaya başlayıp beni sustururdu:) gerçekten acıklı bir melodisi var.

Şimdi oğlum da sevmiyor, söylemeye başlayınca "sölemeee" diye bağırıyor sıpa! Ablası da etkilemiş olabilir tabii.

Annem Fatsa'ya gitti geçen hafta, babamla beraber 1 ay yoklar. Gerçi her gün telefonlaşıyoruz (öğle yemeğine giderken arıyorum, standart oldu artık, günlük rapor veriyoruz birbirimize:) Ama özledim bile.

Dün anneanneciğimin ölümünün 3.yılı bitti. Annem mezarına gitmiş dayımla, selam söyle dedim, onun da sana selamı var dedi. Rahmetli anneannem müthiş bir kadındı. Zor geçen bir evlilik ve 5 çocuğunu tek başına büyütme çabası inanılmaz bir öyküdür. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen ayakta kalıp kimseye muhtaç olmadan mücadele etti, çocukları büyüyüp çalışmaya başladığında ise anneleri için her türlü imkanı seferber ederek onu çok mutlu yaşattılar. Anneanneciğimle tatillere gittik, Almanya'ya teyzemin yanına gidip kaldı uzun süre, hacca gitti. Öyle bir yaşama sevinci vardı ki içinde, yeni her şeyi deneyip her yere gitmek isterdi. İmkanı olsaydı ehliyet alıp araba bile kullanacak kadındı. Sıkıldığı anda çantasını alıp hop kaçardı Behlül gibi:) Ne zaman canım bir şey istese üşenmez hemen yapardı. Çocuklar ve hayvanlarla harika bir iletişimi vardı. Köyden ayrılırken beslediği ineğinin gözlerinden yaşlar akmış, bunu bir çok kişiden duydum ben.

Annem anneannemi hala çok arıyor, o benim en iyi arkadaşımdı diyor. Benim de annemle böyle bir bağım var, annem zor kadındır, her şeyin kurallara uygun olmasını ister, kendi istediği düzende olacak, standartlarının dışına çıkmayı sevmez. Aynı zamanda evlatları ve ailesi için çalışır, didinir, sürekli üretir, pişirir, yedirir, sorumluluğu hiç bitmez. Çünkü başka türlüsünü bilmez. Kardeşleri için şimdi abladan çok anne oldu, abim ve benim içinse elimiz, ayağımız, onsuz olamadığımız, annemiz, canımız.

Zavallı babama sürekli söylenir, hep senin yüzünden der, babam da sesini çıkarmaz:) Bir süre sonra annem babama üzülür, niye öyle dedim ki der:) 10 dakika sonra tekrar sinirlenir, bu böyle sürer gider.

İnşallah kızımla ve oğlumla benim de böyle bir bağım olur ve hiç kopmaz.

Anneeeee, ne zaman geleceksin yaaaa?

(Resimde annem nişan kıyafetiyle, 1966 yılı, ne güzel değil mi? Ben anneme benzemişim zaten)

Pazartesi, Şubat 22, 2010

Komik ve Acılı Haftasonu Macerası...



Kahramanlarımız bu kez haftasonuna çok eğlenceli başlamışlar.



Arkadaşlarının doğum günü partisinde çok eğlenip bol bol dansetmişler.




"Bu balon benim" der gibi bakmış oğlan anneye, o da evet oğlum, senin tabii ki demiş.




"Anne lütfen beni böyle çek" demiş komik kız. Annesi de kırmamış onu, çirkin bir resmini çekmiş (ama anneye göre bu resimdeki kız dünyanın en güzel kızıymış).

**************

Sonra Pazar günü olmuş. Küçük kızın kulağı ağrımaya başlamış. Çok ağlamış, annesi de elini kulağına koyup senin acın bana geçsin demiş. Kardeşi "aba hasta olmuş" demiş, babası işini bırakıp gelmiş ve hastaneye gitmişler. Acildeki doktor abla muayene etmiş, kulak iltihabı demiş, bunu duyan anne pek sevinmiş (daha kötüsünü bekliyormuş çünkü). Antibiyotik alınmış, Berfuş'a gitmek isteyen ablanın dileği gerçekleşmiş, halası ve kuzeni de iyice onu şımartmış, babası hep kucağında taşımış, küçük kız da dudağını büze büze şımarmış da şımarmış. Çocukların şımarmaya hakkı olduğunu düşünen anne baba ise kızlarını öpmüş, sevmiş, ne isterse yapmış. Oğlan bir ara kıskanmış, annenin kucağındaki ablayı görünce "anne, abayı kucaaana almaaa" demiş:) Anne Pazar akşamını yorgun, rahatlamış ve sakin bir şekilde bitirdiğine memnun, çocuklarını koklaya koklaya uyumuuuş. Haftasonu masalı da burada bitmiş.

Cuma, Şubat 19, 2010

Aslında annemi çok seviyorum ama...

İşte Gigi'den şahane bir itiraf:) Arada komiklik yapmayı da ihmal etmemiş cadı. Tamamen kendi isteği ile çektim, ne söyleyeceğini bilmiyordum. Şimdi ne zaman kızsam açıp bakıp gülüyorum:)

video

Pazartesi, Şubat 08, 2010

5.prenses kim?



Tabii ki benim GİGİ'm! Disney müzikaline gittik Cumartesi günü. Paa teyzesinin sponsorluğunda güzel bir gösteri izledik. Masalların canlandırılması, kostümlerin şahaneliği, müzikler, danslar öyle güzeldi ki şu yaşımda beni hayran bıraktığına göre Gigi'nin yüzündeki gülümseme ve hayranlığı hayal etmenize bile gerek yok aslında:)

Yeğenim Ozzy ve annesi N. da geldiler. N. bizi dışarıda bekledi. Gösteriden önce biraz bekledik.



Standlarda çeşitli satışlar ve aktiviteler vardı. Satılan oyuncaklar, yiyecekler öyle pahalıydı ki klasik Türkiye gerçeği diyebiliriz. Oysa fiyatlar makul olsaydı daha çok satış yapabilir ve birçok çocuğu daha mutlu edebilirlerdi bence. En basit oyuncak 20 TL civarındaydı, bebekler 35-40 TL (ki bilet zaten pahalı). Patlamış mısır bile 8-10 TL olunca ben ve benim gibi bazı anneler çantalarına su, bisküvi koyup gelmişlerdi. Çocuklara gösteri boyunca yetti de arttı bile abur cuburlar.



Başlangıçta Mickey ve arkadaşları çıktı (ben Mini'ye bayıldım:)



Konuşmalar ve şarkılar Türkçeleştirilmişti, çocuklar kolayca anladılar. Sorulara yanıtlar verip oyuna katıldılar. Pamuk prenses'teki yedi cüceler süperdi. Sindrella'nın üvey kardeşleri, hele de üvey anne sanki kitaptan hoplamış gibiydi. Makyaj, kostümler süper şahaneydi. Pırıltılı kumaşlar, kabarık etekler, kitaptakilerin bire bir renkleri ve tarzları olunca seyrederken okuyor gibi de oluyorsunuz aynı zamanda.



Pazar günü de geleneksel aylık toplantımızı yaptık Burçak'larda. Kahvaltı, öğleden sonra atıştırması derken akşama kadar oturduk. 5 çocuk (Gigi,Cigi, Burçağın kızları, E. ve C. ayrıca Yasi'nin oğlu E) koşturdu, kavga etti, uyudu, evin altını üstüne getirdiler. Biz de bir ara erkeklerin dışarı çıkmasını fırsat bilip mutfakta kahve içtik, sohbet ettik. 3 arkadaş aile olarak çok güzel bir gün geçirdik.

Pazartesi, Şubat 01, 2010

Doğumgünü...


Küçük hanıma nihayet doğumgünü yaptık. Annemin deyimiyle "bi kısırla olayı bitirdim" :) Ama ne yapayım bir organizasyon dahisiysem ve herkesi acayip güzel örgütlüyorsam? Ben böyleyim işte, başarılı ve güzel. Ama bir kötü huyum var, asla kendimi övmeyi beceremiyorum, olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur. Ben de bir kadı kızı olarak (sülalenin başı Kadı'ya kadar gider, soyadımızı da öyle almışız zaten) kusurlarımla yaşıyorum işte:)

Evet, ayrıca kısır yaptım ama muhteşem oldu. İnanmayan Tifeffi'ye sorabilir, hiç kısır sevmiyormuş ama 2 tabak yemiş, valla bak:)

Pan Börek'ten aldığım su böreği ve kıymalı kol böreği de şahaneydi. Tavsiye ederim herkese. Annemin poğaçaları ve üzümlü kurabiyesi, Arife'nin haşhaşlı çöreği, Güyel amcanın getirdiği doğumgünü pastası (evet peki, onu da ben örgütledim. Hediye alma, pasta senin hediyen olsun dedim, ne var?) ile herkes karnını doyurdu, bol bol çay içildi, meşrubatlar yetti, bir doğumgünü daha böylece geçti gitti.


Çocuklarla beraber 40 kişiydik evde. Yani 2,3 metrekareye 1 kişi düşüyordu:) Bir ara geleni oturtacak yerim olmayacak diye tedirgin oldum ama baktım ki herkes halinden memnun, koyverdim ben de:) Annemler, kayınvaldeler, görümcemler, eltimgiller, amcamlar, teyzem, kuzenler ve kuzenler geldiler. Gigi hediyelerini pek beğendi, büyükler sohbete doydu, küçükler bol bol oynadı. En küçükler Kayriş ve Cigi ortalarda koşturdu. Sanki pek güzel bir gün oldu:) Babam "Gigi'nin değil, seninle Dolphin'in doğumgünü gibiydi" dedi. İnşallah Cigi 'nin doğumgününü havuz başındaki Kafede yaparız Mayıs ayında, o zaman hedefim 70-80 kişi çünkü!

Güzel kızım kıyafet krizi yarattı evde. Tifeffi'nin geleneksel olarak her doğumgününde aldığı kıyafetleri var, bu sene de muhteşem bir bluz ve bolerosunu almış. Önce giydi bizimki, bolero kollarını kaşındırmış, çıkardı. Bluz pullarla işlemeli ve süper, altına da kot şortunu ve beyaz çorabını giydi. Tam resim çekecektim ki, Berfuş geldi. Berfuş leylak rengi bluz ve sarı bir tayt giymiş, bunu gören Gigi odasına seyirtip eski bir mor tişört ve sarı penye taytını giymez mi? Tutturdu mumları böyle üfleyeceğim diye. Yalvar yakar bluzunu giydirdik, pastayı üfledi ve hemen değiştirdi yine kıyafetini. Sesi'nin aldığı (resimlerde görülen) gri bluzu ve geçen yıl Tifeffi'nin aldığı tafta/tüllü eteği giydi. Bu akşam diğer bluzu ile resmini çekmeyi planlıyorum, izin verirse artık:)


Hediye gelen oyuncaklarla oynarken:


Bu arada Cumartesi günü de Cigi'nin saçlarını kestirdim. Kucağıma oturdu, saçı kesilirken gıkı bile çıkmadı. Abi saçını nasıl kesti diye soracak olursanız : "abi, kıyt kıyt kesti" diyor, haberiniz olsun:)