Gigi'ye göre tatil bayramı geçirdik. Şeker Bayramını biliyor da, Kurban Bayramını açıklamak için çok erken olduğunu düşünüyorum. Benimle geçirdiği her gün Bayram zaten onun için:)
O kadar ihtiyacım(ız) varmış ki bu tatile. İşin stresini 4 günde ancak atabildim üstümden, tam kendime gelmişken de işe geri döndüm. Süper Loto ve Sayısal yine bana çıkmadığı için işe dönmek zorunda kaldım yani:))) Ne derler, top yuvarlaktır, önümüzdeki maçlara bakacağız artık. (Gazetede okudum, Beşiktaşk yazmış biri, hoşuma gitti bu söz, benimki aşk değil ama sadakatle bağlıyım siyahla beyaza:) Gigi duymasın, o beni Fenerli sanıyor çünkü).

İlk gün annemde kahvaltıya gittik. Gigi ve Cigi yeni kıyafetleri ile pek şıktılar. (Dolphin özellikle bu konuda çok ısrarcı, kayınpederim her bayramda 3 çocuğuna yeni kıyafet alırmış, bu yüzden mutlaka bizde alıyoruz.) Arada ben de kaynadım tabii:) Mudo'dan kırmızı bir triko aldım kendime, Dolphin'e de yine Mudo indiriminden gri trikolar aldım. Fiyatları da %50 indirimliydi. Çocuk kıyafetleri daha pahalı tabii, aslında ben birer tişört alırdım sadece ama sponsorum Dolphin olunca(!) kıza tişört yanında bermuda kadife pantolon ve oğlana da salopet aldım.
Annemgilde Almanya'dan gelen teyzem ve eniştemle kızları Damla vardı. Sonra kuzenler geldi, amcam ve ailesi geldi, tam biz çıkarken de çok sevdiğimiz bir ablamız geldi. Kayınvaldeme gittiğimizde kimsecikler yoktu, Güyeller ve Ö. ablalar erken gelip çıkmışlar. Akşama kadar oturduk, yemek yedik. Dolphin'in yengesi ve kızı geldiler, biz de ayrıca onlara gideceğimizi söyleyerek eve döndük gece. Ü.Yengeden daha önce bahsetmiştim, mutlaka her bayramda bize ve çocuklara birşeyler verir. Bazen bir çorap,terlik, çocuklara kıyafet vs alıyor, çıkarken poşeti elime tutuşturuyor. O kadar kıymetli ki bu hediyeler benim gözümde, bizi önemseyip tek tek seçip alması, paketlemesi, özellikle de bayramlarda vermesi. İleride bana da bayram ziyaretine gelenler olunca (çocuklar, torunlar!) ben de yapacağım aynısını.

İkinci günü Güyellerle gezdik. Viaport'a gittik ama aşırı kalabalıktı, Gigi bir kaç oyuncağa bindi lunaparkta, sahile gidelim dedik. Kartal sahilinde Hacıoğlu vardır, bir bölümünü oyun odası yapmışlar, tam Cigi ve Kayriş'e göreydi. Neredeyse 1 saat oynadılar orada. Videoya aldık, keşke buraya koyabilsem de izleseniz. Akşama da bizdeydik, çocuklar oynadı, biz yiyip içip takıldık işte. Bir ara baktık ki Kayriş Cigi'yi köşeye sıkıştırmış, tekme atıyor:) Ama belli ki beceremiyor, çünkü Cigi canı yanmadığı için olsa gerek, ne yapıyor bu diye şaşkın şaşkın bakıyor. Bir süre sonra Cigi de Kayriş'in yüzünü eliyle tutup itti, o da şaşırdı, biz de. Böyle tatlı tatlı oynuyorlar işte. İkisinin çok iyi arkadaş olup (kanki kanki) büyümelerini görmek istiyorum en çok. Ya da birlik olup Gigi'yi delirtmeleri mesela:)
Üçüncü gün tekrar kayınvaldeye gittik. Ö. ablalar kurban kestiler, biz de onları görelim diye gittik. Başka akrabalar da gelmişti, bol bol sohbet ettik. Çıkışta yengeye de gidip hediyelerimizi aldık:) Sonra da Sesi ve Ozzy'lere gittik akşam. (Amma gezmişiz o gün:) Sesi'nin Mithat isimli bir kanaryası varmış, çocuklar bayıldı. Cigi durmadan Mikak, mikak diye dolaştı peşinde. Öyle sevimli ki, koltuğa tüneyip Dolphin'in saçını gagaladı, çok severmiş saçlarla oynamayı. Çocuklara almak istiyorum aslında ama Arife bir de kuşla uğraşamaz, ayrıca bakımını yapmaya ne benim vaktim var, ne de onun. Çok güzel bir akşamdı, Cigi epeyce uyuduğu için ben de dinlendim, sohbete katıldım. Erzacı ve H. de gelmişti, Londra muhabbeti yaptık. Erzacı şimdi oraya eğitime gitti, bize nereleri gezeyim diye tavsiye sordu garibim. Tabii biz de Sesi ve Ozzy ile ile yok Soho'ya git, Katedrale çık, Oxford Street'te yürü filan deyince Dolphin delirdi:) Konuşurken Londra'yı ne kadar özlediğimi fark ettim. (Secretleyip Londra Londra diyelim bakalım, belki pat diye gideriz).

Dördüncü güne geldik mi, oh. Son gün akşam üstüne dek evdeydik. Yemek yaptım, çamaşırları yıkadım derede, temizlik yaptım biraz. Balkonda kahve keyfi yaptım,fal baktım kendime. Akşam üstü çıkıp Teknosa'ya gittik. (Bu arada Gigi Hanım yarım balıkçı yakalı tişörtünü giymek istemediği için bir kriz yaşadık evde. Bu kıza bir daha asla balıkçı yaka bir şey almayacağım. Boynumu sıkıyor diyor, aslında yaka çok bol, kesinlikle sıkmıyor ama taktı işte. Şimdi bu şekilde olan 2 tişörtünün yakasını açtıracağım terzide.)
Carrefour'daki Teknosa ziyaretinden sonra Cigi'yi jetonlu arabalara bindirdik. O kadar bayıldı ki babaaa, babaaa diye inletti ortalığı. Süre bitip araba durunca aç aç diye yalvardı babasına:) Artık ikisi için de gezeceğiz AVM'leri anlaşılan. Çıkışta teyzemi aradım, evdelermiş, bayramda Amasya'ya gittikleri için görememiştik, oraya gittik. Muhteşem kokulu ve hafif ekşi elma verdi bana. Her gün bir tanesini öpüp koklayarak:) yiyorum.
Çok uzun bir yazı oldu ama tüm anıları aktarmam gerekiyor, ileride dönüp dönüp okumak için bunlar. Ayrıca kızım ve oğlum büyüdüklerinde neler yaptığımızı bilsinler istiyorum.