
Yorucu ve hastalıklarla dolu bir geçen haftaydı doğrusu. Sanki kocaman bir taşı sırtlamışım ve onunla beraber yuvarlanıyorum gibi geldi bana. Cumartesi günü evde sakin geçer diyordum kiii, Ö. ablam aradı ve Berfuş'un bir arkadaşının doğumgünü partisine davet etti bizi. Annenin müdürü olduğu Boğaz kıyısında bir restoranda yapılacakmış, e gidelim bari dedim. Gigi çok istedi aslında, biraz da onun için gittim ben. Güzel bir gün geçirdik.

Palyaço geldi, sihirbaz geldi, çocuklar Karaoke yaptılar. Bir ara sihirbaz şapkadan tavşan çıkardı, çocuklar tavşana öyle bir çığlık attı ki:) Yemekler güzeldi, pasta harikaydı. En son pinyatayı sopayla delme oyunu oynayıp şekerleri de kaptılar. Cigi de bir lolipopu götürdü tabii.
Dönüşte bize gittik. Kayrişler de geldiler, 4 çocuk epeyce oynadı evin içinde. Kayriş masada annesiyle börek yerken annesi hadi altını değiştirelim dedi. Ama Kayriş'i yemekten alıkoyacak bir babayiğit daha doğmadığı için! ortalığı ayağa kaldırdı tabii.

Pazar günü ise muhteşem bir güneş vardı. Abimin teknesine bakmaya gittik sahile. babam da oradaydı, ozzy ve Nazo da. Abim kısa bir tur atalım dedi, güneş de olsa hava soğuktu, bilseydim daha kalın şeyler alırdım çocuklara. Ama kısacık Boğaz turu bile şahaneydi, çok hoşuma gitti. Yazın inşallah daha uzun geziler yaparız Boğazda.

Dönüşte çok acıkmış olarak anneme gittik. Anneciğim o gün Bayram hazırlığı diye su börekleri yapmış bir kaç tane. Birini kızarttı, size bu tadı anlatamam. O kadar hafif, lezzetli ve harikaydı ki, yarım böreği tek başıma yedim diyebilirim. Çocuklar da bayıldı. Annem yorulmuş ama değmiş. Bayramda daha çok yeriz.
Bu hafta tatilimiz var, Perşembe günü yarım gün geleceğim, sonra 4 gün çocuklarımla birlikteyim. Annelere gideriz, kuzenleri görürüz, dinleniriz, evimizde zaman geçiririz bol bol. Seviyorum tatilleri, hele de Bayramları...
*Kuyutaya : Cigi'ye göre çukulata...





