
Dolphin bunu okuyunca çok kızacak ama ne yapayım, öyle komikti ki:) Bu hafta sonuna (Cuma dahil) damgasını vuran sevgili kocam oldu. En iyisi baştan başlamak değil mi?
Biz Cuma günü İzmir'e gittik. Çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın o akşam düğünü vardı, bir geceliğine çocuklar olmadan kaçamak yaptık işte. Bizi havaalanına bir arkadaşımız götürdü. Yolda Dolphin telefonda konuşurken "şimdi Sabiha Gökçen'e yaklaşıyorum, birazdan İzmir'e uçacağım" dedi. Ben de eğilip arabayı kullanan arkadaşımıza "Sanki pilot bu, uçağı kullanıyor" dedim usulca. Biz başladık mı gülmeye, İzmir'de inince Yasi ve SMMM de dahil olmak üzere herkese anlattım, hafta sonunun esprisi oldu. Ne zaman gitmekten bahsetsek sol kolumu Süpermen gibi kaldırıp haydi uçuyoruz diyordum, millet yarılıyordu gülmekten. Tabii Dolphin'den korkuyorum azıcık ama espri öyle güzel ki sonuna kadar kullanmasam ayıp olurdu.
İner inmez sıcak bizi karşıladı. Doğru başka bir arkadaşımızın evine gittik. Klimalı odaya girip bir daha da çıkmadık:) demek isterdim ama yemek yedik. Sohbet kahkaha derken saat 19.30 gibi giyindik. Yasi ve ben o sıcakta elbiseleri giyip fönlü saçlarımızla makyaj yaparken erkekler bekledi. Son 5 dakikada giyindiler ve hadi dediler. Hiçbir şekilde erkek olmayı istemem ama şu rahatlık yok mu, beni imrendiriyor vallahi. Saç dertleri yok, temiz bir gömlek, kravat ve pantolon yetiyor, makyaj hele hiç yok. Topuklu ayakkabı yok, Allahım ne büyük rahatlık ya!
Düğün mekanına gittik. Mavişehir girişinde Flamingo Restoran'da -ne havalı isim- denize bakan bir terasta havuzun alt tarafında bir sahne kurulmuş, masalar süslenmiş, herkes kırıta kırıta yürüyor, aman efendim hoşgeldiniz, ehi ehi diyerek; biz de kibar kibar gülümsedik. Sonra arkadaşımızı gelinlikle görünce bir tuhaf olduk, çok sevindik. Ablasını önceden tanıyorduk, epeyce sohbet ettik. Bizi 6 no.lu masaya gönderdiler. Tanımadığımız ve yaşça bizden büyüklerin olduğu masada oturduk. Bir ara damadın ne kadar yaşlı göründüğünü söyledim Yasi'ye, o da yüksek sesle cevap verdi. Aman yavaş konuş, duyacaklar dediğimde, boşveeer, bir daha nerede göreceğiz? dedi. Meğer damadın ailesi oturuyormuş o masada!
Masadakiler içki içmiyordu, biz rakılarımızı, şaraplarımızı söyledik. Müzik yavaş yavaş başladı, biz de içmeye başladık. İlk defa sanırım 3 kadeh şarabı peş peşe içtim ve gecenin sonunda sarhoş oldum.
Dans müziği başlayınca çağırdılar, biz de bir iki dansettik. Sahneye müstesna sanatçı çıkınca (beyaz giymişti görgüsüz, düğünde beyaz giyenlere sinir oluyorum, gelinle aşık atar gibi, yakışık almıyor işte)
Diğer yandan müzik güzeldi. Yorulana kadar oynadık, uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim. Yasi ve SMMM ile birlikte eğlenmek çok güzel, eski günler aklıma geldi. Çocuklar olunca nedense böyle geziler yapamadık bir daha.
Gecenin sonunda arkadaşımızla vedalaştık, vakit geceyarısına geliyordu, eve döndük. Ben tabii o sarhoşlukla elime geçirdiğim mikrofonla şarkılar mı söylemedim, espriler mi yapmadım:) Bazıları evde içmeye devam etti, ben karpuz, kavun yedim sadece. Yattığımızda saat üçe geliyordu ve sabah sekizde kalkacaktık.

Kalktık da. Yılın en sıcak günüymüş İzmir'de, 45 derece filandı galiba. Kahvaltıyı Mandıra'da yapacağız diye 50 km yol gittik sabah sabah. Yasi'nin midesi bulandı (akşamdan kalma:) bana birşey olmadı neyse ki. Klasik kahvaltı yerimize vardığımızda diğer arkadaşlarımız da gelmişti. Taze salatalık, domates, su bardağında çay, sucuklu yumurta ve bal+kaymak ile kızarmış ekmek dolu masada yumulduk yemeklere.
Cemal Süreya'nın dediği gibi:
Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı
Dizelerini haklı çıkardık ve mutlu olduk o kahvaltıdan sonra. Yasi ve SMMM Çeşme ve Söke'ye devam etti evinde kaldığımız arkadaşlarla. Biz akşam uçaya bineceğimiz için kaldık. Alsancak'ta Dolphin biriyle bulışacaktı, akvaryum için bir parça alacakmış. Biraz dolaştık, Sevinç Pastanesinde limonata içip dondurmalı kazandibi yedik. Sonra yine klimalı ve çok serin bir evde akşama dek sohbet edip uçağı bekledik. Havaalanına gitmek üzere evden çıktığımızda akşam olmasına rağmen hala çok sıcaktı dışarısı. Rötarsız ve sakin bir uçuştan sonra (Pegasus'u çok beğeniyorum)evimize döndük.
Gigi bizi çok özlemiş, daha sabah aradığımda "anne, çıldırmak üzereyim, çabuk gel nolur? " diyordu bana. Arife gayet iyi vakit geçirdiklerini söyledi. Oğlum da bizi görünce sevinçten çıldırdı, uyumak bilmedi gece. Çocuklar hep aklımızdaydı, başbaşa olmayı ne kadar özlesek de çocuklar olmadan bir yere gitmek hep buruk yapıyor beni. Dolphin de aynı şekilde düşünüyor biliyorum. Aslında Gigi'yi götürmeyi düşündüm ama bu kez benim için çok zor olacaktı, düğünde sıkılacaktı, eve gidelim diyecekti. Neyse, haftaya inşallah bir hafta birlikteyiz, anneanneye gidiyoruz bu kez.
Dün havuza gittik. Akşam Ozzy ve Sesi bizdeydi, Erzacı'yı da çağırdık, mangal yaptı Dolphin. Çok güzel bir akşamdı, Cigi coştu, uykudan bayılana kadar oynadı. Gigi yakında taşınacak karşı komşunun kızıyla oynadı, yemek yediler sonra.
3 günlük tatildi ama bir haftaymış gibi geldi bana.