Bugün oğluşumun doğum günü. 1 yaşında bugün, evde ablasıyla top oynuyor şimdi. Paytak paytak yürümesini, kıkır kıkır gülmesini, emzik ağzındayken gımm gımmm diye konuşmasını, kollarını açıp bana doğru yürüyerek bacaklarıma tutunup beni al der gibi çekiştirmesini çok seviyorum.

Dün gibi aklımda doğduğu gün. Salı günüydü, sabah sırtımda bir ağrı vardı, doktor kontrolüne giderken içimden bir ses o gün doğuracağımı söyledi. Dolphin'e de söyledim, keşke çantayı alsaydık yanımıza diye. Doğuma aslında 1 hafta vardı, öyle planlamıştık, hatta ben babası gibi 5 Mayıs'ta doğsun istiyordum. Ama içimden biliyordum beklemeyeceğini. İlk doğum sezeryan olduğundan bu da aynı şekilde olacaktı ve eğer sancı başlarsa sezeryan da tehlikeye girecekti.
Neyse, Öznur Hanım'a gittik, NST'ye bağladı beni, kalp atışlarını ve sancı sıklığını ölçmeye başladık. Bir ara git bir şeyler ye dedi, karşıdaki Starbucks'ta oturup portakal suyu içtim, kek yedim. Gigi cıvıldayıp duruyordu yanımızda, hava çok güzeldi, güneş parlıyordu, akşam 18.00 civarıydı. Tekrar Öznur Hanım'a gittiğimizde yine ölçüm yaptı, sen buradan hastaneye git dedi. Belki yalancı sancıdır, ama riske atmayalım, sabaha kadar bekleyelim, eğer bir şey olmazsa eve dönersin, olursa bu gece alırız bebeği dedi. Ben bunu zaten biliyordum, hiç panik olmadım.
Doğru hastaneye gittik, Yasi'yi aradım yoldan, hemen gel dedim. Annem o sabah memleketten gelmişti, ayrıca Gigi'nin doğumunda çok heyecanlanıp panik yapmıştı, onu arayıp sadece kontrol amaçlı hastaneye gittiğimi, gelişme olursa arayacağımı söyledim.Niyetim onu doğumdan sonra aramaktı, ama olmadı, ileride okuyacaksınız neler olduğunu.
Gigi'nin de doğduğu Medipol Hastanesinde güzel bir odaya aldılar beni. NST'ye bağlandım yine, bir süre sonra doktor hanım tamam dedi, bu gece doğuma alıyoruz seni, Öznur Hanım geliyor. Nedense panik değilim hala, sevinçliyim oğlumu göreceğim için, gülüşüp konuşuyoruz gelenlerle. Yasi geldi, Tifeffi ve Cagassi geldi. Dolphin Gigi'yi eve götürdü, Arife'ye bıraktı, çantamı alıp geldi. Gigi'ciğim beni bırakmak istemedi ama o kadar çok konuşmuştuk ki, itiraz da etmedi canım kızım.
Saat 22.00 civarında beni hazırladılar, herkesin hadi görüşürüz çıkınca sözleri arasında asansöre doğru götürdüler beni. Ameliyathaneye girince bende bir korku başladı mı? Ama ne için? Ya bana bir şey olursa Gigi ne yapar diye düşünüyorum sürekli. İnanın ölmek filan zor gelmiyor, sadece kızım bensiz ne yapar diyorum. İlk seferden alışık olduğum ritüel tekrarlandı, kollarımı yana açtılar, bağladılar, Göbeğimi yıkayıp ilaçladılar, anestezi uzmanı ile konuştum, Öznur Hanım geldi, hazır mısın dedi, hazırım dedim. Burnuma dayadıkları hortumdan nefes aldıııım ve pıt.
Gözümü açtığımda odadaydım, annemi gördüm hayal meyal, sen ne arıyorsun burada dedim. Meğer annem dayanamayıp aramış beni cepten, Yasi de açınca ne bilsin, R. teyze, enne doğuma girdi şimdi demiş. Annem o dakika evde bir Bayram! havası estirip taksiye atladığı gibi gelmiş. Niye bana haber vermedin dedi, anne sen yorgundun, yarın söyleyecektim dedim. İyi olduğumu anlayıp bebeği de görünce eve gönderdik onu, sabah gel dedik.

Oğluşum geldi sonra, oy oy oy, minicik bir surat, 2.950 kg ve 50 cm'lik bir bebek. Pembe yanaklı, siyah saçlı bir kuzu. Kokusunu içime çektim, şükrettim bol bol ve rahat bir gece geçirdim.
Şimdi bakıyorum da, 1 sene geçmiş bile. Bizim için bir sürü değişikliğin yaşandığı 2008 yılı zorluklarla başlamıştı, oğlum en güzel hediye oldu bize. Yeni evimize taşındık, işe yeniden başladım, zorluklara ailemle ve arkadaşlarımla birlikte göğüs gerdim. Oğlum sarılık atlattı, ilk bir hafta kabus gibiydi, sürekli ellerinden kan aldılar, doktora gittik her gün ama dayandı, küçücük bedeniyle mücadele etti. 2 aylıkken işe başlamak zorunda kaldım, 3 aylıkken emmeyi bıraktı, en çok ona üzülüyorum. Tüm olumsuzluklara rağmen 2008 yılı hayatımın en güzel yıllarından biriydi, minik Candeniz güzelleştirdi hayatımızı. Can ismini anne ve babası verdi, Deniz'i ablası ekledi, buraya da CİGİ olarak kayıt oldu:)))
Seni çok seviyoruz oğlum, kocaman bir aileyiz artık. Ablanla sizi izlemek babanla en büyük keyfimiz. Her gün şükrediyoruz bize "kızım" ve "oğlum" deme şansı verdiğiniz için, hayatınızın sağlıklı, mutlu geçmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız.
İyi ki doğdun oğlum, iyi ki bizimlesin, seni çok seviyoruz, hep seveceğiz.













