Perşembe, Şubat 09, 2012

Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur. *

Hani ilkokul ve ortaokulda pen friend olurdu ya,mektup yazardık hiç tanımadığımız arkaaşlarımza,şimdi de artık blog dostları var. Çünkü yazdıklarımız eğer yaşadıklarımızı, duygularımızı, ailemizi içeriyorsa blog dostumuz da bizimle paylaşıyor aynılarını, böylece hiç görüş(e)mesen de arkadaş oluyorsun o kişiyle.

İşte benim ilk blog dostum Asortik Krep'tir. Bana ilk yorumu yazan, yıllar boyu sayfamı takip eden, benim de hayranlıkla izlediğim bir sayfayı yazan şahane kişi. Sesimizi bile duyduk da kavuşamadık yıllardır, o Turkuaz kıyılardan buraya geldikçe İstanbul'un bir ucunda, ben diğer ucunda kaldık. Gerçekleştirmeyi en çok istediğim hayalimi açıklıyorum şimdi, bir gün ailemle yaşadığı yere gidip bürosuna gireceğim, karşısında duracağız hiç konuşmadan. Bizi hemen tanıyacak tabii, gülmeye başlayacağız.

Asortik Krep bana otantik küpe göndereceğini söylemişti, dün kargo ile geldi. O kadar zarif ki arkadaşım, içine çocuklar için çok bayıldıkları birer kalem, zeytinyağlı doğal sabun da ekleyip harika bir kart bile yazmış bana.



Ve tabii ki küpelerim. Beğendim demek yetmez, hem çok şık, hem de çok zarifler.



En güzeli de, öyle özenmiş ki, kurdeleli kutusunu bile unutmamış, seçtiği paketlerden keten çantaya kadar ne kadar özenli. Şimdiye kadar okuduğum, takip ettiğim kişinin canlanmasıydı sanki paket benim için.

Nasıl teşekkür etsem ki sana? Umarım en kısa zamanda tanışırız ve karşılıklı kahvelerimizi içerken yıllar sonra karşılaşmış ama aradan geçen zamanın hiç önemli olmadığı dostlardan oluruz seninle. Turkuaz kıyılara selam ve sevgiler İstanbul'dan.

* Başlıktaki söz Montaigne 'e ait

Cigi'den inciler...



-Ben annemle yaşamayı çok seviyorumm..
-Babamla da yaşamayı çok seviyorum..
-Gigi'yle yaşamayı da seviyorum..
-Arifemle yaşamayı da çok seviyorum..
-Ama anneannemle yaşamayı sevmiyorum.
-Aaa, neden ki oğlum?
-Çünkü anneannem hep Arifemi doktora gönderiyor!

(Annem genellikle Arifenin veya çocuklarının doktor işi olduğunda geliyor çünkü).

Salı, Şubat 07, 2012

Hedefe Kilitlendim..

İlk defa Hırsız Polis dizisinde izlemiştim Ezgi Mola'yı. Sade görüntüsü, oyunculuğu ve sıcaklığını çok sevmiştim. Kilosu hiç de umurumda değildi doğrusu. Ama kendisi için önemliymiş sanırım.


Aşağıdaki fotoğrafını Buse Terim'in blogunda gördüm ve anında hedefe kilitlendim.
En çok da o kot pantolona nasıl sığdığı gözümden kaçmadı, benim kilom fazla olmasa da dar kot pantolon giyecek kadar ince değilim. Eski güzel günlerimi özlüyorum. Karar verdim, en az 4 kilo vereceğim ve bugünden itibaren de başladım buna. Üşenmeyeceğim, hazırlyacağım, işyerinde kahvaltımı yapsam da sağlıklı olacak, bol bol meyve, badem, ceviz yiyeceğim, 2 fincan yeşil çay içeceğim her gün. Bir ay sonra da sonucu ilan edeğim buradan. Yetmezse devam edeceğim. Ta ki ideal kilomu bulana kadar.

Pazar, Şubat 05, 2012

Güzel bir akşam...

Cuma günü amcamın doğumgünüydü, iş çıkışı çocukları da alıp gittik.


Cagassi Sergio'yu da getirmişti, dedesinin pastasını Sergio seçmiş, çok güzel çikolatalı ve üzeri çileklerle süslü pastayı afiyetle yedik.


Dolphin yine fotoğrafçılığını göstermiş..

Tam profil resmi olmuş bu da. Ben bile kendime bakmaya doyamıyorum:)
Şu güzelliğe bakın:)





Peki bu yakışıklıya ne demeli?




Sitede kardan beyefendi ve hanımefendi yapmışlar, ilk gün daha güzeldi, nihayet çocuklarımla bir kar fotoğrafım oldu.




Bu da aynı günün sabahında hamurdan pişi yapalım aktivitesi..

Cumartesi, Şubat 04, 2012

Cigi'nin Koleksiyonu...



Cigi şimdiden koleksiyona başladı. Her cins, tip ve büyüklükte arabalar biriktiriyor.



Bütün koleksiyon yaklaşık 100 arabadan oluşuyor.



Tabii ki en sevdikleri Radyatör Kasabası Arabaları, koleksiyon biraz eksik de olsa vazgeçilmezleri.



Bir de Hot wheels arabaları var, buzdolabını her açtığımda bir rafta gördüğüm 4-5 araba, neden buradalar diyorum, onları park ettim oraya, renk değiştiriyorlar çünkü diyor.




Koleksiyonumuzu her geçen gün büyütüyoruz...

Perşembe, Şubat 02, 2012

Ben de orada olmalıydım...


İşte bizim Arife'miz. 6 yıldır birlikteyiz, artık ailemizin ayrılmaz parçası, akrabamız oldu. Gigi 1 yaşından beri onunla büyüdü, Cigi ise doğar doğmaz Arife ile birlikteydi, ilk sözü Aipe oldu oğlumun. Benim sağ kolum, sol kolum, gözüm arkada kalmadan çocukları bırakıp işe gidebildiğim, onlara benden bile iyi bakan şahane insan.

Geçen gün dışarıda fotoğraflarını çekmiş Dolphin, o kadar güzeller ki, çok kıskandım. Keşke ben de burada olup katılabilseydim onlara. Çok eğlenmişler, kartopu oynamışlar, arkadaşları ile buluşmuşlar dışarıda. Böyle zamanlarda çalışmak zor geliyor bana.



Bu karizmatik fotoğrafçı da Dolphin. Kesik parmak eldivenleri, şapkası ve atkısı ile cool duruyor değil mi?



İşte bu da Max. Arkadaşımızın köpeği, korkmadığım tek köpek. Kar yağdığı için öyle mutlu olmuş ki, deli gibi atlayıp durmuş karlarda. Ne kadar asil değil mi? Bir yavrusu olursa alalım diyor Dolphin, bahçeli müstakil bir evimiz olsa hiç düşünmem ama maalesef şu anda mümkün değil. Gigi bayılıyor Max'e, sürekli babasına getirmesi için yalvarıyor.